6 Ağustos 2012 Pazartesi

Güllaç

Efendim şimdi Ramazan güllaçsız olmaz. Kolay falan deyip geçmedim, sizler için özenle hazırladım. Araştırdığım, denediğim tariflere bazı eklemeler ve eksiltmeler yaptım. Ve sonuç muhteşem oldu. Ama ağustos ayında olmamızın yarattığı ufak bir sorunumuz var ki o da doğal olarak markette nar bulamamış olmam. Yapacak bir şey yok; kış Ramazanlarına kadar bu şekilde idare edeceğiz artık.. Hadi başlayalım:



Malzemeler:
1 paket güllaç yufkası
3,5 litre süt
600 gram şeker (3,5 bardak)
20 gr vanilya (2 paket)
150 gr ceviz
150 gr tatlı badem

Üzeri için:
20 gr Hindistan cevizi (2 yemek kaşığı)
100 gr ceviz
2 yemek kaşığı gül suyu

Sütü, şekeri ve vanilyayı bir tencerede karıştırın ve kaynatın. Kaynadıktan sonra da biraz ılıması için beklemesi gerekiyor.

Güllaç yapraklarından birini alın ve genişçe bir borcama ya da seramik bir kaba koyun. Bu kabın fazla çukur olmaması iyi olur. Genelde börek yaptığımız borcam kapların derinliği ideal oluyor.
Serdiğiniz güllaç yaprağının üzerine 1-2 kepçe şekerli ve vanilyalı sütten gezdirin. Sonra üzerine bir yaprak daha serin.
Eğer yeterince geniş yuvarlak bir kap bulamadıysanız, kare ya da dikdörtgen bir kapta yapacaksanız, yaprakları bir mutfak makasıyla kesebilir ve çıkan parçaları boş kalan köşelere koyabilirsiniz.
5 ya da 6. yapraktan sonra bademleri serpin. Bademleri serpmeden önce ufalayın.
Bunu dilerseniz keskin bir bıçakla doğrayarak yapabilirsiniz.
Ya da benim yaptığım gibi; bademleri bir buzdolabı poşetine koyup, üzerine bardak altıyla vurarak ufalayabilirsiniz.
Ardından üzerine tekrar güllaç yaprağı koyun ve onun üzerine de sütten dökün. 2-3 yaprak sonra cevizleri de serpin.
Malzeme listesinde özellikle ayrı ayrı yazdım; ama yine de hatırlatıyorum: cevizlerin bir kısmını üzerini süslemek için ayırmayı unutmayın.
Sonra tekrar güllaç yaprağı, tekrar süt. Tüm yapraklar bitince kalan sütle birlikte gül suyunu da en son yaprağın üzerine gezdirin ve işte güllacınız süslemek için hazır.
Ayırdığınız cevizlerle istediğiniz gibi tatlınızı süsleyin, hindistan cevizini de serpin.
Damak tadınıza göre tuzsuz şam fıstığı da kullanabilirsiniz. Servis yapmadan önce en az 1,5 saat buzdolabında dinlendirin. Afiyet olsun.

Püf noktası: Bu tatlıda cevizleri bütün olarak kullanıyoruz; çünkü parçalandıklarında güllacı boyayarak; kahverengileşmesine sebep oluyorlar.

2 Ağustos 2012 Perşembe

Pratik Kurabiye

Günlerdir neden kurabiye tarifi paylaşmadığım konuşuluyor yakın arkadaşlarım arasında.. İşte bu kalpli, aylı, kelebekli ve çiçekli kurabiyeleri onlar için hazırladım. Deneyenler bayıldı. Bakalım siz sevecek misiniz?
Malzemeler:
150 gr tereyağı
90 gr toz şeker (yarım su bardağı)
180 gr un (1,5 su bardağı)
Çeyrek limon (kabuğunun rendesi)
10 gr vanilya (1 paket)
1 fiske tuz (çay kaşığının ucu kadar)

Üzeri için:
1 yumurta (akı)
Tarçın (1 çay kaşığı)
Toz şeker (1 tatlı kaşığı)

Oda sıcaklığında yumuşayan tereyağını ve toz şekeri bir kaba alın ve mikser yardımıyla 2-3 dakika kadar çırpın.
Resimdeki gibi bir bulamaç halini alacak.
Ardından unu, vanilyayı ve tuzu eleyerek karışımınıza ekleyin.
Limon kabuğu rendesini de ekleyerek çırpmaya devam edin. Limon kabuğu rendelemek yerine 2 ml’lik minik şişelerdeki limon aromalarından da kullanabilirsiniz.
Bu tarif için yarım şişecik hatta daha bile azı yeterli olacaktır. 2-3 dakika kadar çırptıktan sonra kurabiye hamurunuz hazır olacak. Hamuru streç filme sararak; buzdolabında dinlenmeye bırakın. 1-1,5 saat kadar beklemesi yeterli.
Bu sürenin sonunda soğudukça sertleşen hamuru, unladığınız tezgahın üzerine alın ve fazla bastırmadan bir merdane yardımıyla açmaya başlayın.
Hamuru çok kalın değil ancak çok ince de değil, yaklaşık 5 mm inceliğinde açın.
Elinizde ne şekilde kurabiye kalıbınız varsa onunla şekillendirerek kestiğiniz parçaları; yağlı kağıtla kapladığınız ve üzerine un serptiğiniz fırın tepsinize alın.
Ben kalp, çiçek, kelebek ve ay şeklinde parçalar hazırladım bugün. Pişince her zamanki gibi kalp şekilliler önce tükendi. Bilirsiniz kalp kurabiyeyi herkes sever.
Fırına koymadan önce, kurabiyelerin üzerine bir fırça yardımıyla çok az miktarda yumurta akı sürün.
Sonra üzerlerine hafifçe toz şeker ve çok daha hafifçe tarçın serpin.
Tarçını çok sevseniz bile çok fazla serpmeyin çünkü bu tadını belirginleştirmek yerine tarçının yanarak tadının acılaşmasına sebep olur. Fırını 160 dereceye ayarlayın.
Yaklaşık 10-12 dakika kadar pişirin. Kurabiyeleri tepsiye dizerken birbirine çok yakın koymamaya özen gösterin. Aksi halde pişerken genişleyecekleri için resimdeki gibi birbirlerine yapışabilirler.
Kurabiyelerinizi soğudukları zaman servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun.
Püf noktası: Fırın tepsinize sermek için yağlı kağıdınız yoksa fırın tepsisini yağlayın ve kurabiyeleri dizmeden önce hafifçe un serpmeyi unutmayın.

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Kıyır Poğaça

Bugün sizinle ağızda dağılan, kıyır kıyır bir poğaça tarifi paylaşacağım. Beş çaylarının vazgeçilmezi olan bu geleneksel poğaça, aynı zamanda da çat kapı gelen misafirlere sunmak için her zaman ideal bir kurtarıcı.
Malzemeler:
5 su bardağı un (500 gr)
2 yumurta
Yarım çorba kaşığı tuz
2 çorba kaşığı toz şeker
1,5 çorba kaşığı mahlep
20 gr kuru maya (2 paket)
1 su bardağından biraz daha az su (3/5 su bardağı) (150 ml)
350 gr margarin (oda sıcaklığında)

Üzeri için:
1 yumurta
Çörek otu

Unu ve mahlebi karıştırma kabınızın içine eleyin. Tuzu da ekleyin. Üzerine toz şekeri ve mayayı serpiştirin.
Oda sıcaklığındaki suyu da malzemelerin içine ekleyin.
Maya biraz kabarcıklanınca, margarini ve yumurtaları da ilave edin. Malzemeleri yoğurdukça; yapışkan ve yumuşak bir hamur elde edeceksiniz. Yoğurma işlemi bittiğinde kabınızın üzerine nemli bir bez örtün ve hamuru yarım saat kadar dinlendirin. Odanın sıcak olması hamurun kabarmasını kolaylaştıracaktır. Hamur neredeyse bıraktığınızın iki katı hale gelince, elinizle resimdeki gibi yuvarlayarak şekil verin.
Şekil verdiğiniz poğaçaları fırın tepsisine dizin ve 10 dk dinlenmeye bırakın. Dinlenme sonrasında bir kapta çırptığınız yumurtayı, bir fırça yardımıyla poğaçaların üzerine sürün ve son olarak üzerlerine çörekotunu serpiştirin.180 dereceye ayarlayıp, önceden ısıttığınız fırınınızda yaklaşık 25 dakika kadar pişmeleri yeterli olacak.
Pişince mis gibi kokan poğaçalarınızı sıcak veya soğuk olarak servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun.
Püf noktası: Poğaçaları fırınlarken, her zaman kullandığım yağlı pişirme kağıdıyla fırın tepsimi kapladım. Böylece yapışma derdi ortadan kalktığı için temizlik aşaması uzun sürmüyor.

10 Temmuz 2012 Salı

Zeytinyağlı Taze Barbunya

Zeytinyağlı yemekleri pişirmekle ilgili annemden öğrendiğim ilk şey; yemeğe mutlaka şeker eklemek gerektiğiydi. Her ne kadar barbunya pişirirken havuç ekliyor olsak da; yine de şeker katmadığımda tadında bir eksiklik varmış gibi hissediyorum. İnanın denediğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Malzemeler
1 kg taze barbunya
1 büyük boy soğan (soğan küçükse 2 adet kullanın)
2 havuç (orta boy)
100 ml zeytinyağı (Yarım su bardağı) (riviera)
2 adet domates
1 yemek kaşığı salça
2 -3 diş sarımsak
600 ml su (3 su bardağı)
3 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı toz şeker

Süslemek için:
Maydonoz

Barbunyaları ayıklayın ve yıkayın.
Bir tencerede bolca suyla, bir taşım kaynatın.
Suyun rengi iyice koyulaşacak. Ocaktan aldığınızda bu suyun tamamını süzün. Bu arada kabuklarını soyduğunuz soğanı, sarımsağı, patatesi ve domatesi küp küp doğrayın.
Havucun da dış yüzeyini kazıyın ve aynı şekilde doğrayın.
Riviera zeytinyağı koyduğunuz tencereye önce soğanları, ardından havuç ve patatesleri ekleyerek karıştırın. Sert sebzeler biraz öldüğünde domatesleri ve salçayı ilave edin ve karıştırmaya devam edin. Salçayı çok az suyla karıştırarak eklemeniz daha iyi olacaktır.
Tüm sebzeler hafifçe kavrulduklarında; 3 bardak suyla birlikte haşlanmış barbunyaları ve şekeri ekleyin. Orta dereceli ateşte barbunyalar iyice yumuşayana dek pişirin. Pişme süresinin sonuna doğru tuzunu da ilave edin.  Eğer yemeğiniz suyunu tamamen çektiyse ama hala barbunyalar istediğiniz kıvamda değilse biraz daha su eklemenizde hiçbir sakınca yok. Piştiğinde cam ya da seramik bir servis kabına alın ve iyice soğuduğunda maydonozla süsleyerek servis yapın. Afiyet olsun.
Püf noktası: Zeytinyağlı barbunya soğurken bir miktar suyu içine çekeceği için, ocaktan alırken biraz sulu olmasında fayda var.

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Un Helvası

Kandil günlerinde helva kavurup komşulara dağıtmak sevdiğim geleneklerimiz arasında yer alıyor. Bugün de sabahtan babaannemin bin yıllık tarifiyle helvamızı kavurduk ve biraz önce dağıttık apartman komşularımıza. Sizinle de hemen, daha helvalar soğumadan paylaşıyorum tarifi; mmmmh baksanıza un kavrulurken nasıl güzel bir koku yayıyor etrafa; aman dikkat kokuyu iyi takip edin, tencerenin dibini tutturmayın:
Malzemeler:
250 gr un ( 2,5 bardak)
250 gr margarin (1 paket)
1 paket çam fıstığı (dolmalık fıstık)

Şerbeti için:
250 ml süt (2,5 su bardağı)
100 ml su (1 su bardağı)
10 gr vanilya (1 paket)
250 gr toz şeker (1,5 su bardağı)

Yayvan bir tencerede yağı eritin ve azar azar unu ekleyin.
Tahta kaşığın arkasıyla oluşan topakları ezerek karıştırın. Un, sütlü kahverengini alıncaya dek sürekli karıştırarak kavurun.
Un renk değiştirirken, kokusu da çıkmaya başlayacak. İstediğiniz renge ulaşınca fıstıkları içine ekleyin ve kavurmaya devam edin.
Fıstıklar da pembeleşmeye başlayınca yarım bardak suyu ekleyin. Bu helvanın daha parlak olmasını sağlayacak. Aynı anda başka bir tencerede de şekeri, suyu ve sütü kaynatarak helvanın şerbetini hazırlayın. Şerbeti isterseniz sadece sütle ya da sadece suyla da yapabilirsiniz. Kaynadığında altını kapatın. Şerbeti kavurduğunuz una ekleyin.
Ekledikten sonra, topaklanma varsa diye son bir kez dikkatlice karıştırın ve tencerenin kapağını kapatın. Yaklaşık 20 dakika kadar kısık ateşte suyunu çekmesi gerekiyor. Suyunu çekince tekrar karıştırın ve ocağın altını kapatın.
Resimdeki gibi 2 kaşık yardımıyla sıkıştırarak helvaya şekil verin ve tarçınla süsleyerek servis yapın. İyi kandiller dilerim. Afiyet olsun.
Püf noktası: Helvanın şerbetinin, kavrulan unla yakın zamanlarda hazır olması önemli, çünkü şerbeti soğumadan  una eklememiz gerekiyor. Belki bir parça ılık olabilir ama siz yine de sıcak olmasını tercih edin.

30 Haziran 2012 Cumartesi

Pancake

Nutella denilince aklıma pancake geliyor, pancake denilince Nutella. İşte bu ikilem arasında daldım uykuya dün gece ve sabah uyanır uyanmaz pancake yapmak için soluğu mutfakta aldım. Pancake hamuru ne çok tatlı ne de tuzlu; ama yine de tadı sanki tatlıya yakın diyebilirim. Bu yüzden bence şekerli tatlarla daha iyi gidiyor. Ama üzerine süreceğiniz krem peynirle ya da omletin yanında da keyifle yiyebilirsiniz. Malzemesi az, yapması kolay. Daha ne bekliyoruz?? Başlayalım:

Malzemeler:
100 gr un (1 su bardağı)
1 yumurta
5 gr kabartma tozu (1 tatlı kaşığı)
200 ml süt (1 su bardağı)
1 çorba kaşığı tozşeker
1 çorba kaşığı sıvıyağ

Unu ve kabartma tozunu bir kabın içine eleyin. Ardından toz şekeri, sıvı yağı, sütü ve yumurtayı ekleyin.
Bir tel çırpıcı yardımıyla ya da isterseniz mikserle iyice çırpın. Pürüzsüz, akışkan, bir hal alması gerekiyor.
Kesinlikle un topağı oluşmamalı. Ocakta yapışmaz bir tavayı kızdırın. Pişirmek için yağ kullanmıyoruz.
Pancake hamurumuzdan kepçenizin büyüklüğübe göre yarım veya bir kepçe kadar alın ve yavaşça tavaya dökün.
Döktüğünüz hamurun yuvarlak bir şekil alması gerekiyor. Benim yaptığım gibi bir tavada 2-3 tane bir arada pişirecekseniz, hamur sıvı olduğu için dökme anında bir araya gelip yapışmamalarına dikkat edin.
Üzeri göz göz olduğunda ters çevirebilirsiniz demektir. Ters çevirirken spatulayı rahatça kaydırarak pancake’i alabiliyor olmalısınız, eğer çörek tavaya yapışıyorsa çok az daha beklemenizde fayda var.
İki taraf da yeteri kadar piştiğinde tabağa alabilirsiniz. Sıcacıkken servis yapın, afiyet olsun.
Püf noktası: Pancake yaparken önemli olan nokta; pişen bir yüzü tekrar çevirip pişirmemek. Aksi halde iki kere tavayla buluşan kısım sertleşiyor. Böyle olmasını istemiyoruz. Süngerimsi yapısı bozulmamalı.